MEZOPOTAMYA KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ

Mezo-Der (Mezopotamya Kültür ve Dayanışma Derneği) 2004 yılında İstanbul’da kurulmuştur.Dernek Türkiye gibi çok çeşitli kültürlerin harmanlandığı bir coğrafyada Süryani kimliğinin ve kültürünün bütün öğeleriyle tanıtılması ve geliştirilmesi için çalışmayı kendine görev edinmiştir.Gerek ülkemiz gerekse tüm insanlık için bir hazine olan Süryani dilinin kullanılması, Süryani müzik ve folklorunun yeni nesillere aktarabilmesi Mezo-Der’in kültürel çalışmalarının temelini oluşturmaktadır.

Mezo-Der son yıllarda özellikle ülkemizin Avrupa Birliğine giriş süreciyle hızlanan Göç ülkelerinden Turabdin (Mardin-Midyat bölgesi) yöresindeki köylere geri dönüş sürecini olumlu bir gelişme olarak değerlendirmektedir. Mezo-Der geri dönüşün hukuki,ekonomik ve kültürel altyapısının sağlanması konularında projeler üretmekte ve oluşturulan projeleri dernek tüzüğü ve yasalar doğrultusunda desteklemektedir.

Mezo-Der İstanbul gibi büyük bir metropolde dağınık vaziyette yaşayan insanlarımız arasındaki sosyal ilişkileri ve dayanışmayı geliştirmek amacıyla eğlence geceleri, sportif faaliyetler, geziler ve kişisel gelişim çalışmaları yürütmektedir.

Mezopotamya Kültür ve Dayanışma Derneği yukarıda belirtilen faaliyetleri esnasında tüzüğü ve yasalar doğrultusunda ulusal ve uluslararası ve kuruluşlarla dayanışma ve işbirliği içerisinde bulunmaktadır. Dernek;özelde Türkiye’de, genelde ise tüm dünyada barışın,adaletin,halkların kardeşliğinin ve insan haklarının yerleşmesini arzulamakta ve evrensel bir anlayışla insanlığa hizmet etmektedir.

 

SÜRYANİLER

Süryaniler tarihte Mezopotamya olarak bilinen bölgede hüküm sürmüş uygarlıkların bir uzantısıdırlar.

İsa’dan önceki dönemde Mezopotamya’da Akad, Asur, Babil devletleri ve Aram Beylikleri kuran Süryaniler bu dönemde kültür ve uygarlık gelişimine ön ayak olmuşlardır.Toplumsal kanunların oluşturulması (Hammurabi Kanunları, Orta Asur Kanunları gibi), ticaretin geliştirilip geniş alanlara yayılması (Kayseri yakınlarındaki Kaneş ticaret bölgesi gibi), yazının yaygınlaştırılması (çivi yazısının Anadolu’ya getirilmesi gibi) ve diğer birçok alanda Süryaniler etkin olmuşlardır.

Süryaniler;Hristiyanlığın doğuşuyla birlikte bu inancı kabul eden ilk toplum omlulardır.Küdüs’ten sonra kurulan Antakya Kilisesi Hristiyanlığın ilk kilisesi olma ayrıcalığına sahiptir.Süryani Kilisesi bu kilisenin mirasını taşımakta ve bugüne kadar bu kilise adıyla Antakya Süryani Kilisesi olarak tanımlamaktadır.

Süryaniler;Hristiyanlık döneminde daha çok ruhsallığa ve dinselliğe önem vermişlerdir.Hristiyanlığı Uzakdoğu’ya kadar taşıyarak yayılmasına önayak olmuşlardır.Kurdukları kilise ve manastırlar ile Ortadoğu da, özelliklede inananların dağı anlamına gelen Turabdin’de dinsel temelli zengin kültür oluşturmuşlardır.

Tarihin en eski üniversitesi olarak bilinen Harran Okulu’nun yanı sıra kurdukları diğer okullar Antakya, Nusaybin Kenneşrin (Malatya) ve Cundişapur (İran) Süryanilerin belli başlı kültür merkezleri olmuşlardır.Bu merkezler, Yunan uygarlığının Ortadoğu’ya getirilmesinde ve Yunan klasiklerinin Arapça’ya çevirileriyle Arap dünyasının aydınlatılmasında büyük katkıda bulunmuşlardır.Daha sonraları bu klasikler Araplar aracılığı ile Avrupa’ya ulaşmış ve Avrupa’nın da aydınlanmasında rol oynamıştır.Yine aynı dönemde Cundişapur okulu halifenin bulunduğu Bağdat kentinde bir tıp merkezi kurmuştur.

Tarihsel süreç içerisinde yaşanan mezhepsel  ve bölgesel ayrılıklardan dolayı günümüzde Süryaniler; Asuri, Keldani ,Maruni olarakta adlandırılmaktadır.

Tarihin en eski dillerinden biri olan Süryanice;eski Aramice dilinin geliştirilmiş devamıdır.M.Ö.5. yüzyılda Süryanice Ortadoğu’nun genelinde yaygın olarak kullanılan bir dildi.Ayrıca Türklerin tarih boyunca kullandığı 18 alfebeden birisi de Süryani alfebesi olduğu bilinmektedir.Süryanice’nin bir diğer özelliği de İsa Mesih’in konuştuğu dil olmasıdır.Süryanice belirgin farklılığı olmayan iki lehçeye ayrılmıştır.Doğu lehçesi Asurice ve Keldanice olarak bilinirken,Batı lehçesi ise salt Süryanice olarak adlandırılmaktadır.Günümüzde iki lehçesiyle Süryanice yaklaşık bir milyon Süryani tarafından konuşulmaktadır.

Günümüzde Süryaniler;Türkiye, Süriye, Irak, İran, Lübnan,Ürdün ve İsrail’de yaşamaktadır.Ancak azımsanmayacak bir bölümü de,Kuzey ve Güney Amerika,,Avustralya ve Avrupa ülkerine göç etmiştir.

Sanat, zanaat ve ekonomi alanlarında özgün bir yapıya sahip olan Süryani kültürünün izlerini Türkiye’de Antakya,Mardin,Urfa,Diyarbakır,Adıyaman,Elazığ,Hakkari ve Şırnak’ta görmek mümkündür.Süryani kültürü  ve buna bağlı gelişen gelenek ve görenekler zengin folklorik özellikler içermektedir.Bu yapılarıyla Süryaniler, her zaman yaşadıkları bölgenin kalkınmalarında önemli rol oynamışlardır.

Duyurular

Gündemdekiler

Süryaniler Naum Faik’i...

19. yüzyılda Diyarbakır’da yaşamış olan süryani aydını ...

Bir Ziyaret Bir...

Hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyi sevmez. Hiçbir şey ...

BASINA VE KAMUOYUNA

BASINA VE KAMUOYUNA Süryaniler, antik Mezopotamya organik kültürün devamı ...

Copyright © 2012 MEZO-DER. Tüm hakları saklıdır. Mezopotamya Kültür ve Dayanışma Derneği.

Hacı Hüseyinaga Mahallesi Büyükkuleli Sokak No:45 Samatya İSTANBUL - TÜRKİYE
Tel: +90 (212) 529 48 55 | Fax: +90 (212) 529 48 57
E-posta: info@mezoder.org
 
  web tasarım | cemdulda.com